You may have to Search all our reviewed books and magazines, click the sign up button below to create a free account.
Bu kitap sadece; bir dönem ecdadımızın Osmanlıca okuyup yazdıklarını ‘tatlı bir hatıra’ olarak gelecek nesillere aktarmak için yapılmadı. Duvarın öte yakasında nelerin kaldığını, hangi acıların, sevinçlerin nasıl bir sessizliğe gömüldüğünü; edebiyatın o diriltici, umut aşılayıcı diliyle yoklamak, sorgulamak, hatırlamak ve hatırlatmak öncelikliydi bizim için. Çünkü sessizlik, nisyan, terk ediliş ancak sanat marifetiyle ‘dil’lendirilebilir. Başta tarih olmak üzere, bilimler elde kalanlar üzerinde çalışırken, sanat/edebiyat belki de daha çok, ele gelmeyenleri ifade edebilmenin peşindedir. Gittikçe sessizleşen bu dünyayı yeniden seslendirmek için, arkadaşlar altı ay boyunca ciddi bir emek sarf ettiler. ‘Belirlenmiş bir konuda’ yazmanın zorluğunu bilirim. Bu zorluğu göğüsleyip projemize destek veren arkadaşlara müteşekkirim; yüreklerine, kalemlerine sağlık. Birlikte okumanın, birlikte düşünmenin, birlikte yazmanın bereketine her zaman inandım. Bu sırat başkaca nasıl geçilebilir ki? CEMAL ŞAKAR
SÖZ KANATLANMAK İSTEDİĞİNDE Söz, kanatlanmak istediğinde müzik atına biniyor. Bu yüzden “sözden ziyade musikiye yakın” şiir. Bir Haşim değil bunu söyleyen. Hiçbir büyük yazar ve şair yok ki bu görkemli koroda yerini almasın. 1953 yılında günlüğüne şunları yazıyordu Tanpınar: “Ben bundan sonra yalnız musikiden bir şeyler ümit edebilirim. Hayatımı onun etrafında kurmaktan başka hiçbir çarem yoktur. Bunu on yıldır düşünüyorum. Gecikmesi hiçbir şey ifade etmez. Tek çarelerde zaman kaybedilmesinin kıymeti olamaz. Ben ancak musikiden hareketle, onun vasıtasıyla poetik dünyamı kurabilir, yani kendime bir iç âlem hazırlayabilirim!...
Baharın Kapısında Baharı hak etmek gerekiyor. Kışa tahammülü olmayanlar baharın anlamını ne bilsin. Fakat haktan çok bir lütuftur bahar yine de, çalışmak yetmez. Hiçbir çabayla ödenmez güneş ve çiçekler. Karabatak kışı çalışarak ve bahar düşleri kurarak geçirdi. Sahih bir edebiyatın karşılıksız kalmayacağını gösterdi ona zaman. Yankının sese verdiği gücü kim inkâr edebilir! Ruhlardaki karşılık hiçbir karşılığa benzemez. Biçimdeki değişiklikten duyduğunuz hoşnutluğu paylaştınız bizimle. Muhtevadaki zenginliğin uyandırdığı coşkuyu. Doğrusu Karabatak bu dikkatlerle irtifasını yükseltmeye devam ediyor yedinci sayıda da. B...
George Steiner “Edebiyat eleştirisi bir sevgi borcundan doğar” der. Okuduğumuz eserlere karşı borçlanırız. Elinizdeki eser, her şeyden önce bu borcu ödeme gayretidir. Bir öykü üzerine düşünmek aslında öykü üzerine düşünmektir. Eleştiriden poetikaya sızan, poetikadan eleştiriye süzülen damarlar vardır. Kitaptaki yazıların eleştiri türüne daha yakın durduğu ilk bakışta verilebilecek bir yargıdır. Son bakışta ise yazıların birçok türe aynı anda yakın durmakta olduğu görülecektir. Eleştiriye, poetikaya, denemeye, okuma notuna, yaratıcı yazarlık ders notlarına, hatta hatıra türüne dönüşebilecek gibi duran düzyazılar, aynı zamanda son dönem Türk öykücülüğüne dair bir anlama, anlamlandırma çabası.
Karabatak Gücünü Ay Yıldızdan Alır Milli olunmadan evrensel olunamayacağına dair inancımız, hiçbir zaman değişmedi. Çünkü her sanatın ve sanatçının er meydanı, kendi topraklarıdır. İlk sınavını orada vermeli ve sesinin ne kadar gür ve vicdanlı çıktığını orada göstermelidir. Ancak bunu başardığında, yeryüzü bütün sınırlarını kaldırır da sadece ona dünyanın bütün topraklarını tek bir parça olarak gösterir. Artık yeryüzünün tamamıdır onun vatanı. Milli şuura her zamankinden çok ihtiyaç duyduğumuz bugünlerde sanatın vazifesini yapmasını istedik ve dosya konumuzu “Millilik ve Evrensellik Arasında Şiir” olarak belirledi...
Vols. for 1978/79- kept up to date by: Clements' encyclopedia of world governments. Biennial supplement.
Indexes the Times, Sunday times and magazine, Times literary supplement, Times educational supplement, Times educational supplement Scotland, and the Times higher education supplement.
None